Cumartesi, Ekim 25, 2014

El sanatları tüm ulusların geçmişten günümüze ulaşan kültür varlıklarının yaşayan birer belgeleridir. Bulunduğu toplumun duygu , düşünce , zevk ve kültür farklılıklarını gösterdiğinden dolayı benimsenerek  geleneksel sanatlar haline gelmiştir.

İnsanlığın varoluşundan itibaren zamana ve mekana göre önceleri örtünme , savunma ve kullanma amaçlarına yönelik olarak ortaya çıkan el sanatları insanların önceleri kullanmak amacı ile  sonraları  günlük geçimlerini sağlamak için ürettikleri genellikle basit araçlarla ve büyük el emeği ile ortaya çıkarttıkları eşyalar olarak tanımlanabilir.

Bu eşyalar, zaman içinde, günlük kullanım eşyasından süs eşyasına, çeyizlik eşyadan hediyelik eşyaya, pek çok ürünü içine alan bir gelişim göstermiştir.

Zamanla üretilen eşyalar insanların daha iyiye , güzele ulaşma iç güdüsü  ve farklı kültürlerle bir arada yaşamaları  bir kültür zenginliği oluşturmuş  ve bunun neticesinde güzel sanat eserleri ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bununla birlikte Bu kültür birleşmeleri ve endüstride ki ilerlemelerden dolayı   toplumu meydana getiren insanlar değişmiş kullanılan araç gereçler değişmiş ve el sanatları yok olma sürecine girmiştir. Bu el sanatları ile ilgili her ne kadar bazı okullarımızda eğitimi verilmekte ise de bu yeterli değildir. El sanatları adı üzerinde el ile ve emek ile yapılan işler olduğu için fazla bir sermaye ve yatırım gerektirmemektedir. 

Kültürümüzün gelecek nesillere ulaşması , unutulmaması için okullarda bunun eğitimi ile birlikte bunları satılabilecek turistik bir meta olarak değerlendirerek  halkın tekrar bu el sanatları ile geçimini sağlaması için gerekli alt yapı çalışmasını yapmak ve toplum da bu düşünceyi  oluşturmak gerekmektedir.

Sille de halkın geçim kaynağı alanları  çiftçilik ,toprak işçiliği, taş işçiliği,halıcılık son dönemlerde de inşaat ustalığı ve nakliyecilik bunlara dahil olmuştur. Toprak işçiliği memleketimizde  bir çok yerde olduğu gibi Sillede de yapılmış ve bu mesleğin geleceğine ışık tutacak seviyeye ulaşmıştır.Silleli ustalar sille ve civarlarında olduğu gibi yurdun birçok yerine bu mesleği taşımışlardır.Toprak işçiliğinin Sillede ne zaman başladığı kesin olarak bilinmemekle beraber başlangıcı Neolitik çağa, mezepotamya da büyük uygarlık kurmuş sümerlere kadar dayanmakta olduğu ve Mezepotamyadan silleye göçler vasıtası ile geldiği sanılmaktadır. Sümerlerin toprak işçiliğindeki düzeyi zamanımıza kadar ulaşan çeşitli kalıntılardan anlaşılmaktadır.Sillede toprak işçiliği geleneksel bir sanat haline gelmiştir. Bu sanatın yapıldığı imalathanelere sille dilinde Kâr-hane (gelir elde edilen yer ,işyeri) denmektedir.

    Son dönemlere kadar babadan oğul a geçen bir meslek haline gelip bazı ailelerde 3-4 kişinin birden aynı meslekte usta olduğu yaygın bir iş kolu haline gelmiştir. Yaklaşık 1960 lı yıllara kadar sille içinde ve konya da faaliyet gösteren 15 civarında toprak işleme imalathanesi olduğu ustaları tarafından bilinmektedir. Bu derece yaygın olması na rağmen sanayide yapılan atılımlarla birlikte plastik cam ve çelik eşya sanayiinin ilerlemesi tüm yurtta olduğu gibi sillede de bu iş kolunun gerilemesine ve imalathanelerin birer birer kapanmasına sebep olmuştur. Günümüz de sille ve sille kırında bu imalathanelerin sayısı bir elin parmaklarını geçmemekte ve bilfiil iştigal edenlerin sayısı da 8-10 u geçmemektedir. Yukarıda bahsettiğimiz vechile bu işle iştigal eden silleli ustalar ve yardımcıları bahar ile birlikte sille dışına çıkarak 6 aylık bir çalışma içine girerlerdi. Bu çalışma bazen yurdun herhangi bir köşesi olduğu gibi yurt dışına giden ve mesleğini orada icra eden ustalarda vardı. Bunun sebebi tabiiki Sille civarlarında üretimin çok olması ve ulaşımın ve taşımanın  kısıtlı olması sebebi ile imal edilen malzemenin satılamamasıdır. Toprak işçiliği ile uğraşan ve gurbete giderek 6-7 aylık süre ile evinden uzak hasret dolu bekleyişler va ayrılıklar ancak kışın gelmesi ile son bulurdu. Silleli şairler bu ayrılık,hasret ve bekleyişi gönüllerinde açan bir gül gibi herkese sunmuş herkesin aynı özlem ve hasreti gönül aleminde yaşatmasına ve aynı duyguları tatmasına vesile olmuşlardır. 

Sillenin güney doğusundan başlayarak güney batısına kadar uzanan dağlar  andezit nam-ı diğer sille taşlarından meydana gelmiştir. Sille de Karakaya, gevelle, karaburga, delikli kaya civarlarında bulunmaktadır. Bu taşların çıkarıldığı ve işlendiği yerler taş ocağı ( kân ) olarak adlandırılırdı. Bu taş ocakları  1990 lı yılların sonlarına kadar sille nin ekonomik yapısında belirleyici rol oynayan sanatlardan birisi idi. Sille'de  o zamanlar 30 civarında olan ocak sayısı yüzlerce ailenin geçimini sağlıyordu. Taş ocaklarına bağlı olarak sillede bu işin nakliyesi ve bu taşın inşaat larda kullanımı 2 yeni iş kolunu da beraberinde getirdi. Yüzlerce ailede nakliyecilik ve inşaat ustalığında geçimini sağlıyordu. Öyle ki sille taşı nasıl aranan taş ise konya civarlarında da silleli taş ustaları aranan ustalar olmuşlar ve sille taşına emeğini terini kattığı gibi ruhunun güzelliğini de katmışlardı.

Volkanizma sırasında atmosfere katılan malzemenin çökerek taşlaşması ve bunların taşınarak göl veya denizlerde tekrar depolanması (tüfit) ile oluşmuşlardır.Gri-krem renkli, içinde krem renkli kayaç parçaları ve fenokristalleri bulundururlar. Yurdumuzda Sille (Konya), Kirazlı (Eskişehir)ve Nevşehir de bulunmaktadır. Bunlar Yalıtım malzemeleri, beton agregası, tras, yapı taşı olarak kullanılmaktadır. Bunlar andezit olarak adlandırılırlar.

Andezitler porfirlerin yeni zamanda oluşmuş cinsleridir. Volkanik dağlarda bulunur. İyi bir yapı taşıdır. Kesme taş halinde kullanılır. Çok az kuvars içerir. Minarolojik bakımdan andozit riyolit-bazalt arasında yer alır. Sille yöresinde çıkan Volkanit ve Andezit özellikleri taşıyan bu taş çeşidi geçmişten bu güne kadar Konya ve çevresinin özellikle sille inşaat mimarisinin vazgeçilmez unsurlarından birisidir. İşlenmesi kolay olduğundan Konya çevresinde bulunan tarihi yapılarda ve resterasyonlar da yaygın olarak kullanılmaktadır. 2000 derece ısıya dayanıklı olması nedeniyle  Tuğla ve kiremit fabrikalarında, kireç ocaklarının fırın yapımında ,Tüm taş ekmek fırını ve etli ekmek fırınlarının vazgeçilmez unsurudur. Bu özelliğinden dolayı Bursa ,Aydın,Eskişehir ,Afyon ve Ankara da ki bazı tuğla kiremit fabrikalarında halen kullanılmaktadır. Su emme kat sayılarının yüksek olmasına rağmen kolay işlenmesi, ekonomik olması ve iyi su yalıtımı yapılması durumunda iyi bir ısı yalıtım malzemesi olması nedeniyle yapı taşı olarak tercih edilmektedir. Sille taşının hurdası da iyi sıkışması ve ekonomik olması nedeniyle yolların zemin dolgu malzemesi olarak kullanılmaktadır. Geçmişte aktif olarak çalışan 30 civarında  taş ocağı olmasına rağmen, bazı çıkarcı politikalar ve inşaat sektöründe kullanılan yeni inşaat malzemelerinin çeşit olarak, kapasite olarak artması ile , şu anda sadece 3-4 adedi üretim yapmaktadır. Yapılan üretimler de resterasyon ve dekorasyon amaçlı olarak ( merdiven basamağı ,yer döşemesi , duvar yapımı fırın yapımı ...gibi) birçok kullanım yeri vardır. Tüm engellemelere rağmen görüştüğümüz silleliler taşlarının kıymetini bildiklerini yapılan caydırıcı politikaların bertaraf edilerek sille taşının tekrar eski günlerdeki işlerliğini kazandıracakların söylemektedirler. Doğal olan sille taşı ile hiçbir yapı malzemesinin  yarışamıyacağını ifade etmektedirler.

Genel bir bilgi olması açısından inşaat sektöründe kullanılan bazı yapı unsurlarının kepiler su emme katsayılarını şu şekilde sıralıyabiliriz.

Andezitik tüflerin kapiler su, emme katsayısı 2.9 kg/(m2saat °'5) , betonun kapiler su emme katsayısı 4kg/(m2saat °'5)  , traverten' in kapiler su emme katsayısı 0.1 kg/(m2saat °'5) , kireçtaşı' nın 0.4 kg/(m2saat °'5) granit'in  0.08 kg/(m2saat °'5) dir.

Eski yapılarda yoğun olarak gözlenen nemlenmede andezitik tüfün bu yüksek, kapiler su emme katsayısının önemli derecede etken olduğu düşünülmektedir.         

      Sille coğrafi durumu nedeni ile tarım ve meyvecilikle uğraşılacak alanların sınırlı olması, halkın büyük bir kısmının el sanatlarına yönelmesine sebep olmuştur. Testicilik ve taşçılığın yanında halıcılık ta  el sanatları arasında yerini almış, yıllarca tüm sille evlerinin vazgeçilmez uğraşı ve geçim kaynağı olmuştur.

Sille yurdumuzda el dokuması halıcılığın geliştiği, kendine özgü motif ve renklerin ortaya çıktığı halıları ile ünlü ender yerlerimizden birisidir. Bu bölgemiz, farklı din ve kültürlerin bir arada yaşamış olması sebebi ile uğraştığı sanat dallarına da bu kültür farklılığı ve zenginliği yansımıştır. Sille de halı dokumacılığı kendine özgü renk, desen ve motiflerle sille yöresinin geleneklerini ,sanat ve yaşam tarzını yansıtması açısından önemlidir.

Sille halılarının dokunmasında genellikle sarmalı tip halı tezgahları kullanılmaktadır.

Sille halısının karakteristik özellikleri:

Sille halıları çift olarak dokunan, göbekli  genellikle kırmızı rengin hakim olduğu halı türleridir. Sille halıları hazıra yapılmayıp sipariş üzerine yapılmaktadır. Bu sebeple siparişi veren müşterinin isteğine uygun renk, motif, desen, göbek ve batma sayısı ile imal edilmektedir.

Dokunan halılar genellikle 3 göbekli veya 5 göbekli olarak dokunmakla birlikte farklı desenlerde uygulanabilmektedir.

Sille halılarında en çok kullanılan renkler kırmızı, yeşil tonları ve siyahtır.

Bu halıların çözgü ve atkı iplerinde pamuk, ilme ipinde yün iplikler kullanılmaktadır. Çözgü ve atkı ipinde yün kullanıldığı da görülmüştür.

Sille halıları genellikle 6 arşın 2 urup uzunluğunda 1,5 arşın genişliğinde ve çift olarak imal edilmektedir.

Sille el dokuması halının kısımları:

Saçak : Halının iki tarafında çözgü iplerinin kesilmesi ile oluşan yaklaşık 4 veya 5 cm civarındaki kısımdır.

Kilimlik : Havlı dokumanın dağılmaması için halının başlangıç ve bitişine yapılan  1,5 cm civarında dokumadır.

Çiti: Halının başlangıç ve bitişinde çözgü veya atkı ipinden yapılan zincir şeklindeki 4 veya 5 sıradan oluşan bir örgüdür.

Kenar örgüsü: Halının iki kenarında 2 ila 4 çift çözgü telinin halıyı sağlamlaştırmak ve dağılmasını önlemek için atkı veya çözgü ipiyle örülen kısmıdır.

Kıyı ilmesi: Genellikle 4 çift tel üzerine (bazen 5 veya 6 çift tel) ilme ipinden yapılan ve zemin renginde olan kısımdır. Kıyı ilmesi ters dokuma ile yapılır.

Küçük su: ilme ipinden 8 veya 10 ilmelik halıyı çepeçevre kuşatan kısımdır.

Maşa: ilme ipinden 4 veya 5 ilmelik halıyı çepeçevre kuşatan farklı motiflerde yapılan kısım.

Büyük su: 2 urup genişliğinde halıyı çepeçevre kuşatan kısımdır.Farklı modellerde yapılabilir. Sille halısında en çok kullanılan modeller papatya, süpürge, kurbağa modelleridir.

Zemin: Halının fonudur ve en geniş alanı kaplar. Tek renk olarak dokunur, genellikle kırmızı renk kullanılır.

Göbek: Halının ve zeminin ortasına gelecek şekilde 3 veya 5 adet yapılır. Çok faklı desenlerde yapılabilir halıyı gösteren kısımdır.

Bıcak: Göbeğin yarıya bölünmüş olan şeklidir. Küçük suya bitişik olarak halının 2 tarafına yapılır.

Sızı: Göbeğin en dışta kalan kısmıdır.Genellikle siyah, sarı veya kırmızı renklerden birisi ile yapılır.

Kelle : Göbeğin 4 kenarındaki uç kısımlarına denir.

Seri : Göbeğin zeminine (fonuna) denir.

Çözgünün hazırlanması:

Sille halısı genellikle 3 göbek veya 5 göbek olsun, 6 arşın 2 urup uzunluğunda (6 arşın*9 urup +2 urup= 56 urup=420 cm ), 2,5 arşın genişliğinde (2,5 arşın*9 urup= 22,5 urup=170 cm) imal edilir. Bu yüzden halının çözgüsünü dökerken uzunluğu 1 arşın fazla yani 7 arşın 2 urup (7 arşın*9 urup + 2 urup= 65 urup= 5 metre) olarak hazırlanır. Buradaki 1 arşın fazlalık saçaklar,dokumalar,kilimlikler ve çitiler ile kesme mesafeleri de dikkate alınarak konulmaktadır.

Çözgü hazırlanacağında çözgü demiri olarak kullanılan 3 adet demir çubuk yaklaşık 5 metre aralıkla yere çakılır ortasına gelecek şekilde de 3 çubuk çakılır. Pamuk veya yünden hazırlanmış çözgü ipi kenardaki demirlerin dışından ortadaki çubuğun etrafını tek taraftan dolanacak şekilde sarılır. Kenar demirlere her geldiğinde önceden hazırlanmış bir iple birbirine düğümlenerek dağılması önlenmiş olur. Bu şekilde yukarıdaki ebatlarda bir halı için 200 adet, çift taraflı olarak 400 adet ip çözülerek hazırlanır. Sarım işlemi tamamlandığında demir çubuklar çekilirken bunların yerine sağlam ipler geçirilerek çözgünün formatının bozulmaması sağlanır bu ipler çözgünün tezgaha geçirilmesi ve halının dokunması sırasında da ön sıra ile arka sıranın karışmasını önleyeceği için önemlidir.

Çözgünün tezgaha geçirilmesi:

Hazırlanan çözgünün 2 ucuna merdanelerin yarıklarına oturtulacak demir çubuklar geçirilerek ve yanlardaki ağaçların ortasına gelecek şekilde sıkıca bağlanır. Çözgü iplerinin fazla kalan kısmı üst taraftaki merdaneye sarılır. Çözgü yaparken ortadaki demirin yerine geçirilen ipin olduğu yere gücü denilen sabit veya seyyar tahta geçirilerek ipte korumaya alınmış olur çünkü bu ip ön sıra ve arka sırayı ayıran bir nitelik taşımakta buda dokuma sırasında baskı ipi geçirilmesinde önem arz etmektedir. Gerdirme mengeneleri ile yeteri kadar gerdirilir. Yeterli gerilmeyen gevşek kalan çözgü telleri var ise bunlar düğümlenerek veya küçük tahta parçaları ile gerdirilir. 

Çözgü çözerken ortadaki demirin yerine geçirilen iple aynı amacı taşımak üzere tezgahın üst kısmına varan gelen denen ince bir tahta konulur bunun sebebi ipin kopması ihtimaline karşı önlem almaktır bu ip ve varan gelen tahtası halı kesilinceye (tamamlanıncaya) kadar yerinden çıkartılmaz sadece aşağı yukarı kaydırılarak baskı ipinin geçirilmesi sağlanır.

Her bir sıra dokumadan sonra geçki ve baskı yapılan ipin adı argıç ipidir ve bu argıç ipi melik denilen uzun ve ince bir yumak haline getirilerek çözgü iplerinin arasından geçirilir.

Çözgülerin üzeri her urup ta bir çizilerek halının düzenli şekilde dokunması sağlanır. Uruplar arası yapılan ilmek sırası halının kalitesini belirler. İki urup arasındaki ilmek sırasına halının batım sayısı denir. İki urup arasına 20 sıra ilmek yapılmışsa 10 da batmış 28 sıra yapılmışsa 14 de batmış denir. Sille halıları normal olarak 10, 11, 12 de batan halılardır. Özel istekler de batım sayısı 14 e kadar çıkar. 10 da batan halıda 20 sıra ilmek, her sırada bir geçki ve baskı ipi bulunur.

Her sıradan sonra yapılan baskı ipine döke yatırma denir. Döke yatırma kirkitin 2 veya üç dişiyle yapılır ve arkasından kirkitin tamamıyla dövülür.

Halı her iki sırada bir taranır, taramadan sonra ilmeklerden çıkan tüyler el ile çekilerek toplanır. Bu toplanan tüylere ziftleme denir. Her taramadan sonra kırpma işlemi yapılır, kırpma işleminden açığa çıkanlara da kırpıntı diyoruz. Ziftlemeler ve kırpıntılar daha sonra kullanılmak üzere ayrı, ayrı yerlerde toplanır. Kırpma işlemini halı makası denen özel ayarlı makaslarla yapılır. Bu makaslar kesici ağız kısmının altına vidalar çözülerek ve mukavva konulup sıkıştırılarak istenilen hav yüksekliğine ayarlanır.

Ziftleme olarak biriktirilen tüyler kirman veya iğde işlenerek ip haline getirilir ve bunlardan ziftleme kilim dokunur. Kırpıntılar ise makinelerde attırılarak ip haline getirilir bundan da ziftleme gibi kilim dokunabilir. Ziftleme ve kırpıntıdan meydana gelen ipler normal halı yapımında kullanılmaz. Çünkü bunlar kalın (0,4-0,5 mm civarında) iplerdir.

Bir halıyı hiç taramadan ve kırpmadan da yapmak mümkündür. Bu tür halılara tülü denir. Görünüş olarak kaba görünümlü ve yüzeyi düzgün değildir bu yüzden tercih edilmezler. Bu tür halıları bitirdikten sonrada kırpma yapılabilir fakat buda tercih edilen yöntem değildir.

Bir Sille halısı genişliği az olduğundan normalde 2 kişi ile dokunur. Bazen 3 kişinin dokuduğu görülse de alan dar olacağından dokumacılar rahat hareket edemez. İki kişi ile günlük 8 saatlik bir çalışma ile 15-16 günlük bir sürede tek halı 1 ayda da çifti tamamlanabilir. Halı dokunacak alanın havadar ve güneş alması ve rutubetsiz olması hem dokumacılar hem de dokunan halılar açısından uygundur.

Havlı kısımı dokurken iç kısımdaki küçük sudan sonra zemine ilk başladığımızda 4-5 kırkımlık yani 8-10 sıra zemin renginde motifsiz hav dokunur. Bu kısma etlik denir. Bundan sonra motiflere başlarız.

Bir halıya motif ve desenleri uygulamak için 5 çeşit aynaya ihtiyaç vardır.

Bunlar küçük su aynası, maşa aynası, büyük su aynası, göbek aynası ve kenar aynası dır.

Göbek kırmızı, siyah, ve yeşil tonlarında olur. En dışta ki kısmına sızı denir genelde siyah, sarı veya yeşil renkli olur. Göbeğin iç zeminine  serisi denir. Göbek iç içe 2 göbekten oluşur ve her iki göbeğinde sızısı ve serisi vardır. Göbeğin tam ortasına da bir motif oturtulur. Göbeğin 4 kenarında ki uç kısımlarına kelle denir. Üç göbekli bir sille halısında 4 adet bıcak ( yarım göbek), 4 adet de çeyrek göbek olur.

Mekke Canlı İzle

Medine Canlı İzle
Alsancak Üniforma
Hemşire Forması, Doktor Önlüğü, Medikal Kıyafetler, Sabo Terlikler ve İş Elbiseleri
www.alsancakuniforma.com.tr

Ziyaretçilerimiz

Bugün5
Dün32
Bu hafta203
Bu ay1159
Toplam19110

Şu anda 5 misafir ve 0 üye çevrimiçi